Mercedes-Benz Türk’ün lojistik gücü sürdürülebilirlikle büyüyor
21/09/2026 - 13:23:00
400’ün üzerinde tedarikçiden yıllık 16.900 Milk-Run ve 9.200 uluslararası sevkiyata uzanan lojistik ağı yöneten Mercedes-Benz Türk, tedarik zincirinde dayanıklılık, verimlilik ve sürdürülebilirliği odağına alıyor. Mercedes-Benz Türk Tedarik Zinciri Yönetimi Direktörü Kerem Ediz, intermodal taşımacılığın yüzde 20’ye ulaşan payını daha da artırmayı, düşük emisyonlu çözümleri yaygınlaştırmayı ve yapay zekâ uygulamalarını destekleyecek dijital altyapıyı güçlendirmeyi hedeflediklerini söyledi.
Mercedes-Benz Türk olarak tedarik zincirimizi yalnızca bir malzeme akışı olarak değil, üretim sürekliliğini, müşteri memnuniyetini doğrudan etkileyen stratejik bir ekosistem olarak yönetiyoruz. Hem yurt içinde hem de yurt dışında çok sayıda tedarikçiyle çalışıyor, tedarik ve lojistik süreçlerimizi uçtan uca entegre bir yapıyla koordine ediyoruz.
Temel önceliğimiz, doğru malzemeyi doğru zamanda, doğru miktarda ve sürdürülebilir maliyet yapısıyla üretim süreçlerimize kazandırmak. Bu yaklaşım, yalnızca fabrikalarımızın kesintisiz çalışmasını değil, müşterilerimizin araçlarını planlanan teslimat takvimine uygun şekilde teslim almasını da güvence altına alıyor.
Bölgesel tedarikçi sorumluluğumuz kapsamında, yalnızca Türkiye’deki üretim hatlarımız için değil, Almanya’daki fabrikalarımız için de Türkiye’deki tedarikçilerimiz üzerinden malzeme tedariği gerçekleştiriyoruz. Bu malzemeleri Aksaray ve İstanbul’da bulunan çapraz sevkiyat, yani cross-dock toplama merkezlerimizde konsolide ederek Almanya’daki fabrikalarımıza sevk ediyoruz.
Bunun yanında, tüm tedarikçilerimizle global ölçekte malzeme planlama ve tedarik faaliyetleri yürütüyoruz. Bu operasyonların kesintisiz şekilde sürdürülebilmesi için planlama, tedarikçi yönetimi, lojistik ve kalite süreçlerini entegre bir yapıda yönetiyoruz. Gerçek zamanlı veri takibi ve dijital görünürlük araçları sayesinde potansiyel riskleri erken aşamada tespit ederken, güçlü fonksiyonlar arası iş birliğiyle değişen koşullara hızlı şekilde uyum sağlayabiliyoruz.
Sonuç olarak tedarik zinciri başarımızı yalnızca malzemenin temin edilmesiyle sınırlı görmüyoruz. Risklerin önceden öngörülmesi, alternatif aksiyonların hızlı şekilde devreye alınması ve tüm paydaşlar arasında güçlü koordinasyon kurulması, operasyonel sürekliliği sağlayan temel unsurlarımız arasında yer alıyor.
16.900 MİLK-RUN VE 9.200 ULUSLARARASI SEVKİYAT
Mercedes-Benz Türk’ün üretim ve ihracat operasyonlarının büyüklüğü dikkate alındığında, yıllık lojistik operasyon hacimleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz? Yurt içi ve yurt dışı sevkiyatlarınızda nasıl bir lojistik ağ yönetimi gerçekleştiriyorsunuz?
Mercedes-Benz Türk olarak Hoşdere Otobüs Fabrikamız ve Aksaray Kamyon Fabrikamız ile Türkiye genelindeki 400’ün üzerinde tedarikçiden malzeme ve parça tedariğini yönetiyoruz. Üretim programlarımızın dinamik yapısı ve ürün konfigürasyon çeşitliliğimiz nedeniyle lojistik ağımızı günlük bazda değişen ihtiyaçlara uyum sağlayabilecek esneklikte planlıyoruz.
Yurt içi operasyonlarımızda yıllık yaklaşık 16.900 Milk-Run sevkiyat gerçekleştirerek malzemelerimizi fabrikalarımıza ulaştırıyoruz. Farklı tedarikçi noktaları, değişken sevkiyat hacimleri ve üretim planındaki öncelikler dikkate alınarak taşıma rotaları, toplama noktaları ve araç doluluk planlamaları sürekli optimize ediliyor.
Bu optimizasyon yaklaşımı sayesinde hem taşıma kapasitesinin daha verimli kullanılmasını sağlıyor hem de karbon emisyonlarının düşürülmesine katkıda bulunuyoruz. Lojistik ağımızı yalnızca maliyet ve hız odağıyla değil, verimlilik ve sürdürülebilirlik dengesiyle yönetiyoruz.
Yurt dışı tedariklerimizde iki ana model uyguluyoruz. İlk modelde yükler doğrudan tedarikçilerden alınarak fabrikalarımıza ulaştırılıyor. İkinci modelde ise yükler öncelikle Almanya’daki konsolidasyon merkezinde bir araya getiriliyor ve ardından tam yük olarak Türkiye’ye sevk ediliyor.
Yıllık yaklaşık 9.200 uluslararası sevkiyat gerçekleştiriyoruz. Hat uygunluğuna bağlı olarak intermodal taşımacılık ve karayolu taşımacılığını birlikte kullanıyoruz. Özellikle uzun mesafeli taşımalarda daha düşük karbon salımı sağlayan çözümlerden faydalanmaya önem veriyoruz.
Önümüzdeki dönemde de lojistik ağımızda intermodal çözümlerin kullanımını artırmayı, taşıma verimliliğini geliştirmeyi ve karbon ayak izimizi azaltmaya yönelik fırsatları değerlendirmeyi hedefliyoruz. İntermodal taşımacılığı yalnızca bir lojistik çözümü olarak değil, sürdürülebilirlik stratejimizin temel bileşenlerinden biri olarak görüyoruz.
Küresel tedarik zincirlerinde yaşanan dönüşüm, üreticileri daha esnek ve dayanıklı yapılar oluşturmaya yöneltiyor. Mercedes-Benz Türk, risk yönetimi, kapasite planlaması ve tedarik sürekliliğini sağlamak amacıyla hangi stratejileri uyguluyor?
Son yıllarda küresel ölçekte yaşanan tedarik zinciri kırılmaları, dayanıklılık, çeviklik ve risk yönetiminin önemini bir kez daha ortaya koydu. Bu nedenle yaklaşımımızı yalnızca oluşan riskleri yönetmeye değil, riskleri önceden öngörerek gerekli aksiyonları proaktif şekilde almaya odaklıyoruz.
Risk yönetimi stratejimizin temel unsurlarından biri, yalın ve sürdürülebilir bir tedarikçi portföyü yapısı oluşturmak. Bununla birlikte, özellikle kritik parça gruplarında tedarik sürekliliğini artırmak amacıyla tedarik kaynaklarımızı üretim lokasyonlarımıza yakınlaştırıyor ve çift tedarikçi stratejilerini yaygınlaştırıyoruz. Ayrıca tedarikçilerimizin kalite ve sevkiyat performanslarını şeffaf kriterlerle sürekli izliyor, potansiyel riskleri erken aşamada tespit ederek gerekli önleyici faaliyetleri devreye alıyoruz. Bu sayede tedarik zincirimizin dayanıklılığını artırırken üretim sürekliliğini de güvence altına alıyoruz.
Bunun yanında, Tedarikçi Geliştirme ekibimiz ile birlikte iş ortaklarımızın operasyonel yetkinliklerini ve sürdürülebilir büyüme kapasitelerini geliştirmeye yönelik çalışmalar yürütüyoruz. Bu yaklaşım yalnızca Mercedes-Benz Türk operasyonlarının sürekliliğine katkı sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda Türk yan sanayisinin küresel tedarik zincirlerindeki konumunu daha da güçlendiriyor.
İNTERMODAL TAŞIMACILIĞIN PAYI YÜZDE 20’YE ULAŞTI
Ağır ticari araç sektöründe elektrifikasyon süreci hız kazanıyor. Elektrikli kamyon ve otobüslerin yaygınlaşması, Mercedes-Benz Türk’ün lojistik süreçlerini ve tedarik zinciri yapılanmasını nasıl dönüştürüyor?
Elektrifikasyon, ağır ticari araç sektöründe yalnızca ürün teknolojilerini değil, tedarik zinciri ve lojistik yapılanmasını da dönüştüren önemli bir gelişme alanı. Yeni komponent grupları, farklı teknik gereksinimler, sürdürülebilir lojistik beklentileri ve alternatif taşıma çözümleri, tedarik zinciri yönetiminde yeni bir bakış açısı gerektiriyor.
Mercedes-Benz Türk olarak mevcut tedarik zinciri operasyonlarımızda elektrikli araçlarla taşıma gerçekleştirmiyoruz. Bununla birlikte, Mercedes-Benz Trucks lojistik operasyonlarında elektrikli araç kullanımına başladı. Mercedes-Benz Trucks, üretim tesislerine yönelik giriş lojistiğinde yaklaşık 80 adet eActros kamyon kullanıyor ve bu araçlar bugüne kadar 6 milyon kilometreden fazla elektrikli operasyon gerçekleştirdi.
Biz de Mercedes-Benz Türk olarak sürdürülebilir lojistik hedeflerimiz doğrultusunda gelecekte intermodal taşımaların karayolu bacaklarında elektrikli araç kullanımına yönelik çalışmaları değerlendiriyoruz. Bu yaklaşım, karbon ayak izinin azaltılması ve lojistik süreçlerde daha düşük emisyonlu çözümlerin yaygınlaştırılması açısından önem taşıyor.
Elektrifikasyonun tedarik zinciri üzerindeki etkisini uzun vadeli bir dönüşüm olarak görüyoruz. Bu nedenle sürdürülebilirlik, operasyonel uygulanabilirlik, maliyet dengesi ve altyapı olgunluğu gibi başlıkları birlikte değerlendirerek ilerliyoruz.
5. Sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda Mercedes-Benz Türk lojistik operasyonlarında hangi taşıma modellerine öncelik veriyor? Demiryolu, intermodal taşımacılık ve düşük karbonlu taşıma çözümlerinin operasyonlarınızdaki mevcut payı ve gelecek hedefleri hakkında bilgi verebilir misiniz?
Sürdürülebilirlik hedeflerimiz doğrultusunda lojistik operasyonlarımızda taşıma verimliliğini artıran ve karbon emisyonlarını azaltmaya katkı sağlayan çözümlere öncelik veriyoruz. Sevkiyatlarımızı karayolu ve intermodal taşımacılık yöntemleriyle gerçekleştiriyoruz.
İntermodal taşımacılığın toplam sevkiyatlarımız içindeki payı geçtiğimiz yıl yaklaşık yüzde 20 seviyesinde gerçekleşti. Bu oranı önümüzdeki dönemde daha da artırmayı hedefliyoruz. Özellikle uzun mesafeli uluslararası taşımalarda intermodal çözümler, sürdürülebilir lojistik yaklaşımımızın önemli bir parçasını oluşturuyor.
Düşük karbonlu taşımacılık çözümleri kapsamında elektrikli araçların kullanımına yönelik alternatifleri ve uygun operasyonel yöntemleri de değerlendiriyoruz. Buradaki amacımız, yalnızca bugünün operasyonel ihtiyaçlarına yanıt vermek değil, aynı zamanda geleceğin daha sürdürülebilir lojistik ağına bugünden hazırlanmak.
Bu çerçevede taşıma kapasitesinin etkin kullanımı, rota optimizasyonu, intermodal çözümlerin yaygınlaştırılması ve düşük emisyonlu taşıma alternatiflerinin değerlendirilmesi sürdürülebilirlik yol haritamızın temel başlıkları arasında yer alıyor.
Önümüzdeki dönemde Mercedes-Benz Türk’ün lojistik ve tedarik zinciri yönetimindeki öncelikli hedefleri neler olacak? Üretim kapasitesi, ihracat, sürdürülebilirlik ve operasyonel verimlilik açısından nasıl bir yol haritası öngörüyorsunuz?
Önümüzdeki dönemde öncelikli hedeflerimizden biri, tedarik zinciri süreçlerimizi daha yalın ve verimli hale getirmeye devam etmek olacak. Bu kapsamda, merkezi tedarik yaklaşımını daha da yaygınlaştırarak malzeme planlama ve tedarik süreçlerini üretim lokasyonlarından bağımsız, entegre bir yapıda yönetmeyi hedefliyoruz. Böylece kaynak kullanımını optimize ederken süreçlerimizde daha yüksek standartlaşma ve çeviklik sağlamayı amaçlıyoruz.
Bir diğer önemli odak alanımız ise veri kalitesinin artırılması. Uçtan uca süreç şeffaflığını güçlendirerek daha sağlıklı ve hızlı karar alma mekanizmaları oluşturmayı hedefliyoruz. Bununla birlikte, yapay zekâ uygulamalarından daha etkin şekilde faydalanabilmek için gerekli veri altyapısını ve dijital görünürlüğü geliştirmeye yönelik çalışmalarımıza devam ediyoruz.
Tedarik zincirimizin dayanıklılığını artırmak da önceliklerimiz arasında yer alıyor. Bu doğrultuda, tedarikçi ekosistemimizin olası risklere karşı daha dirençli hale gelmesini sağlayacak önleyici faaliyetlere odaklanıyor, kritik alanlarda sürdürülebilir ve güvenilir bir tedarik yapısı oluşturmayı hedefliyoruz.
Sürdürülebilirlik perspektifinden baktığımızda ise karbon emisyonu hedeflerimizi destekleyecek lojistik çözümlerinin devreye alınması önemli çalışma alanlarımızdan biri olmaya devam edecek. İntermodal taşımacılığın yaygınlaştırılması, taşıma ağlarımızın optimize edilmesi ve düşük emisyonlu lojistik uygulamalarının değerlendirilmesi bu kapsamda öncelik verdiğimiz başlıklar arasında yer alıyor.
Ayrıca 2030 yılına kadar Hoşdere Otobüs Fabrikamızda elektrifikasyon kapsamında ürün portföyümüzde gerçekleşecek dönüşümü ve planlanan kapasite artışını başarıyla hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu dönüşümün, Mercedes-Benz Türk'ün ihracat gücünü daha da artırarak küresel üretim ağı içerisindeki stratejik konumunu güçlendireceğine inanıyoruz.
LOJİSTİK İŞ ORTAKLARI STRATEJİK PAYDAŞ OLARAK GÖRÜLÜYOR
Mercedes-Benz Türk Tedarik Zinciri Yönetimi Direktörü Kerem Ediz, lojistik iş ortaklarının seçiminde yalnızca operasyonel ihtiyaçların karşılanmasına odaklanmadıklarını belirterek, hizmet sağlayıcılarını tedarik zincirinin stratejik paydaşları olarak değerlendirdiklerini söyledi. Ediz, uzun vadeli ve sürdürülebilir iş birlikleri için lojistik hizmet sağlayıcılarından beklentilerini ise şöyle sıraladı: “İleriye dönük sürdürülebilir ve verimli bir iş ortaklığı için hizmet sağlayıcılarımızdan gerekli yatırımları gerçekleştirmelerini, alternatif rota çözümleri geliştirmelerini ve operasyonel esnekliklerini artırmalarını bekliyoruz. Dijitalleşme
de öncelikli beklentilerimiz arasında yer alıyor. Takip ve izlenebilirlik alanında yenilikçi uygulamaların hayata geçirilmesi, tedarik zinciri görünürlüğünü artırırken karar alma süreçlerimizin de daha hızlı ve etkin ilerlemesine katkı sağlıyor. Operasyonel mükemmeliyet açısından ise araç taleplerine hızlı ve zamanında yanıt verilmesi, olası aksaklıklarda alternatif sevkiyat çözümleriyle sürekliliğin sağlanması, değişen ihtiyaçlara çevik şekilde uyum gösterilmesi ve modern, güvenli ekipmanlarla yüksek hizmet standardının sürdürülmesi temel beklentilerimiz arasında bulunuyor.” Ediz, bu kriterlerin yalnızca günlük operasyonların başarısı açısından değil, uzun vadeli ve sürdürülebilir iş ortaklıklarının kurulması açısından da kritik önem taşıdığını ifade etti.
